- Kermit'in Sepeti
- Posts
- ABD borsalarına mı BİST’e mi yatırım yapmalıyız?
ABD borsalarına mı BİST’e mi yatırım yapmalıyız?

Yatırım dünyasında, yatırımcıların en sık karşılaştığı sorulardan biri, ABD borsaları mı yoksa Borsa İstanbul (BIST) mı daha iyi bir yatırım ortamı sağlar? Bu karar, kişisel tercihler, risk toleransı ve yatırımcının hedefleri doğrultusunda değerlendirilmelidir. Her iki piyasanın da kendine özgü avantajları ve dezavantajları bulunmaktadır. Gelin sizlerle iki piyasanında artılarını ve eksilerini sıralayarak birikimlerinizi nerede değerlendirmelisiniz bunu kararlaştıralım.
ABD Borsaları:
Öncelikle şunu bilmelisiniz ki Abd’de ülkemizde olduğu gibi hisselerin işlem gördüğü tek bir borsa yok. Ülkemizde yalnızca BİST (borsa istanbul veya eski adıyla istanbul menkul kıymetler borsası) üzerinde yatırımcılar hisseleri alıp satarlarken Amerika’da bu işlemin yapılabildiği Nasdaq ve NYSE adında iki farklı borsa bulunmaktadır. Bu borsaları özetlemek gerekirse, NYSE geleneksel bir borsa modelini temsil ederken, NASDAQ özellikle teknoloji şirketlerinin ve büyüme odaklı şirketlerin işlem gördüğü bir borsadır. S&P 500 ve DOW Jones gibi isimler ise ABD ekonomisini ve genel piyasa performansını yansıtan endekslerdir. Bizdeki BİST100 (XU100) endeksine benzetilebilirler.
Bu spot bilgileri verdikten sonra ABD borsalarının -bence- Türk borsasına göre olan en değerli avantajları:
Uzun vadede hisse fiyatlarının ortalama %10 artmasıEnflasyon oranlarının düşüklüğünden dolayı şirket risklerinin düşüklüğüGüçlü ABD ekonomisinin şirketlerin arkasında olmasıHer çeyrek (yani yılda 4 defa) temettü dağıtılması

1- NYSE nedir?
NYSE (New York Stock Exchange) aslına bakarsanız Amerikanın Bist’i denebilir. Genel olarak ülkede uzun süredir varlığını sürdüren ve geçtiğimiz yıllarda stabil gelir getirmesiyle bilinen şirketlerdir. Kısacası uzun vadeli bir yatırım planlıyorsanız ve bir gecede zengin olmak gibi kumarımsı alışkanlıklarınız yoksa NYSE’e üzerinde işlem gören köklü şirketlere düzenli yatırımlar yapmanızda bir sakınca yoktur.
2- NASDAQ nedir?
Nasdaq yine NYSE gibi New York’da bulunan bir borsadır ancak NYSE’nin aksine değer hisseleri yerine daha çok büyüme hisselerini içerisinde barındırır. Genelde bilişim, internet ve biyoteknoloji şirketleri hisselerini barındıran borsa bu şirketlerin fiyat hareketlerinin NYSE’deki hisselere göre çok daha oynak olmasından dolayı al-satçıların arka bahçeleridir. Elbette NASDAQ borsasında listelenmiş uzun vade yatırımına uygun çok güzel hisseler de vardır. Microsoft, Tesla, Apple, Nvidia, Facebook ve Amazon gibi bir şey teknoloji devi bugün Nasdaq üzerinde işlem görmekte ve uzun vade yatırımcılar tarafından portföylere eklenmektedir.

Nasdaq ve NYSE’de bulunan hisseleri endeksine kadar S&P500’e borsa endeksine baktığımızda 1950’lerden bu yana yaşanan krizlere rağmen krizin sonunda amerikan borsası büyümeye devam etmiş. Evet belki krizden hemen önce yatırım yapmış birisiyseniz paranızı geri almayı beklemek için birkaç yıl (hatta kimi seneryolarda yaklaşık 7 yıl) beklemeniz hoş değil ama uzun vadede ve DCA (Dollar Cost Averaging) yaparak alım yapan bir yatırımcıysanız muhtemelen bu 7 senenin sonunda enflasyon oranınız üzerinde bir getiri elde etmiş olacaksınız.
Elbette incelemeleri yaparken doların enflasyonunu da hesaba katmamız gerekir, günün sonunda Amerikan doları da bir para birimi ve amerikan devletinin basım hızına göre yıllar içerisinde bir enflasyona uğruyor. Amerikan istatistik bürosundan aldığım bilgilere göre 2000 yılındaki 100$’ın bugünkü karşılığı yaklaşık 176$. Bu 23 yılda %76’lık bir enflasyon anlamına geliyor. Paranızın yalnızca 23 senede neredeyse yarısının eridiğini düşünün, korkun.. Gerçi ülkemizde resmi(!) enflasyonun yalnızca yıllık %80 civarında olduğunu düşünürsek bu rakamlar bizim için çerez gibi geliyor.

Yukarıda S&P500’ün 2000 yılından bu yana enflasyon miktarı düşülmüş getirisi mevcut. Enflasyon miktarı düşmemiş halinde 2000 yılında yapılan 100$‘lık s&p500 yatırımının bugünkü değeri 448$. Enflasyon miktarını düşersek bu miktar 254$’a düşüyor. Evet belki tek bir işlem gününde kaldıraçlı işlemler yardımıyla %154 kazanmaya alışmış birisiyseniz bu miktar sizi tatmin etmeyebilir ama uzun vadeli bir yatırımcının hiçbir ek araştırma yapmadan birikimlerini bir çeyrek yüzyılda 2.5 katına çıkarması bence oldukça cezbedici bir özellik.
Enflasyondan azaltılmış miktara göre bu miktar enflasyon düşüldüğünde bireylere yılda yaklaşık %4,13 gelir getirmiş. bu 60 yaşında 1.000.000$’ı olup emekli olmak isteyen biri için yılda 40.000$‘lık getiri anlamına geliyor ki bu emeklilik için ideal bir miktar.
Peki biz bu iki borsanın hangisinde işlem yapacağız?
Kısa cevap; her ikisinde de. Abd borsaları ele alındığında yatırımcılar genelde bunları Nasdaq veya NYSE diye ayırmazlar ama ben kuruş değerindeki hisseleri alıp milyoner olma hayali kuran insanlar için iki borsa arasındaki farkı anlatmak istedim. S&P, Dow veya benzeri endeks-ETF sağlayıcılar genelde sepetlerine her iki borsadan da hisseler ekleyerek portföylerini oluştururlar ki doğru olan da budur zaten.

Türkiye Borsaları (BİST)
Maalesef ki işin Türkiye ayağında gerek hisse sayısı gerek de borsa sayısı olarak kısıtlı bir markete sahibiz çünkü ülkemiz henüz gelişmekte olan ülkeler kategorisinde. Şirketlerimiz ABD’de bulunan denkleri kadar büyük değiller ve likidite açısından da bizim alım/satım tahtalarımızda çok daha az yatırımcı mevcut. Ayrıca ABD’nin aksine devre kesici ve hisselerin yükselip çıkabileceği %10’lık değer sınırları mevcut. Yani anlayacağınız BİST, ABD borsalarının aksine çok daha sığ ve hareket alanı kısıtlayan bir yer. Elbette bu hareket sınırlaması bireylerin yatırımlarını %10’u aşan ani fiyat düşüşlerinden korumayı amaçlasa da bu avantajlı özelliğin fiyat artışı tarafında da elde edilen karı sınırlaması -bence- BİST’in en olumsuz yanlarından biri.
Ülke koşullarından dolayı şirketlerimizin sürekli enflasyonis ortamda baskılanması, artan kur ve işletme maliyetleri nedeniyle karlılıklarının azalması ve şirketlerin hizmet ettiği iç piyasadaki bireylerin gelir düzeylerinin ve alım güçlerinin yine kur ve enflasyon nedeniyle düşmesi şirketlerimizin dolar bazında değerlerini son yıllarda maalesef aşağılara çekmiştir. Ayrıca ülkemizde -genelde- şirketlerin yılda bir temettü dağıtması ve şirketlerin ufak bir kısmının elle tutulabilir yüzdelerde temettü dağıtmaları ve az önce sıraladığım döviz kaynaklı değer kayıplarından dolayı temettü emekliliğine de ABD borsaları kadar uygun olmadığını belirtmek yanlış olmaz.
Elbette bu yazdıklarımdan ülkemizdeki hiçbir şirketin uzun vade yatırımcılığa uygun olmadığı anlamı çıkarılmamalı. Her şeye rağmen ülkemizdeki sistemik problemleri başarılı yönetimleri yoluyla aşan şirketler mevcut. Döviz krizlerinden karlı çıkmak için ihracatı yüksek sektörlerimiz tercih edilebilir. Günün sonunda Türkiye, Avrupa’ya olan yakınlığından ve ucuz iş gücünden dolayı Avrupa ile sürekli bir ticaret halinde, bu da döviz geliri anlamına geliyor. Kendi portföyümde özellikle havacılık ve otomotiv hisseleri tutmamın sebebi bu, döviz geliri.

Elbette yukarıda verdiğim grafiklerde kafası karışan insanlar olacaktır. Bize Amerikan borsasının 2000’den bu yana getirilerini gösterdin ama biz tatmin olmadık bizim borsamız da o kadar getirmiştir diyenler elbet olacaktır ama onlara üzücü bir haberim var, bizim borsamız 1990’dan bu yana yalnızca %220 kazandırdı ki bu Amerikan dolarının enflasyonu olan %232’den daha düşük bir getiri. Yani Bizim borsa endeksimiz hem Dolar enflasyonu karşısında hem de yabancı borsalar karşısında yatırımcısına zarar ettirmiş. Grafiği 2000’li yıllara çektiğimizde sonuç son 23 yılda dolar karşısında yaklaşık %55 getiriye denk geliyor.
Sonuç
Yukarıda verdiğim rakamlar sonucunda Türkiye’de yatırım konusunda karamsar bir tablo çizmiş olabilirim ama belirttiğim gibi bu yorumlar endeks bazında yapılmış yorumlardır. Daha önce de söylediğim gibi Türkiye’de tüm yaşanan olumsuzluklara rağmen iyi getiriler getiren ve getirme potansiyeline sahip şirketler mevcut. Doğru okumalar ve yatırımlar sayesinde belki amerikan borsasından fazla kazandıracak hisseleri bulabilirsiniz ama tüm yumurtaları tek bir sepete koyup riski arttırmamak gerektiğine inanıyorum. Bu nedenle uzun vadeli yatırıma başlamış veya başlayacak olan arkadaşlarıma önerim portföyünüzü çeşitlendirin.
Tüm portföyünüzü tek bir hisseye veya tek bir ülkeye bağlayarak geleceğinizle kumar oynuyorsunuz. Evet twitter gibi camialarda SASA ve HEKTS hisselerini henüz çok ucuz fiyatlardayken kademeli olarak toplayan ve bugün parasına para katan şanslı insanlar olabilir ancak bu kitabın yalnızca görünen yüzünü temsil ediyor. Ufak bir şanslı azınlığın geçmiş deneyimlerine bakarak hayat birikimlerinizle kumar oynamayın.
Portföyünüzü hem Türkiye hem Abd’de bulunan hisseler veya VOO, SPY, QQQ gibi sizin yerinize al-sat yapan ETF’ler ile çeşitlendirin. Finansal özgürlük yolculuğunuzu tek bir ülkenin veya tek bir şirketin başındakilerin kararlarına bırakmayın. Buraya kadar okuduysanız bol kazançlı bir ömür diliyorum, sağlıcakla kal.